Görsel tanıklıkla kurduğum bağ, babamın Libya'daki inşaat işçilerini bir Polaroid ile belgelemesiyle başladı. Bir fotoğrafın estetik bir yüzeyden ibaret olmadığını, aksine çıplak bir “varoluş kanıtı” olduğunu o karelerde gördüm. Bu içgüdüsel refleks, memleketim olan Rize'nin sisli dağlarında kaybolmaya yüz tutmuş Ermeni mezar taşlarıyla karşılaştığım gün, kişisel bir meraktan analitik bir bellek arkeolojisine dönüştü.
Sosyoloji eğitimim, bu tanıklık pratiğine nesnel bir çerçeve kazandırdı. Objektifimin önünden geçen mültecilere, kriz anlarının kaosuna ve silinme eşiğindeki kültürel izlere bu analitik mesafeden bakıyorum. Fotoğraf pratiğim, tekil ve "güzel" olanı dondurma çabası değil; eksik parçaları bir araya getiren bir anlatı sistemi inşa etme eylemidir. Nihai amacım, yalnızca orada olanı kaydetmek değil; görünmeyenin toplumsal katmanlarını açığa çıkarıp sabitlemektir.
Kısa Özgeçmiş
1985 yılında İstanbul’da doğdu. Uzun soluklu belgesel projelerine odaklanan Enes Reyhan, kriz bölgelerinden, kaybolmaya yüz tutmuş kültürel miraslara kadar geniş bir yelpazede çalışıyor.
Bugüne kadar Afganistan, Burkina Faso, Tanzanya ve Sierra Leone gibi bir çok coğrafyada mülteci kampları, marjinalize edilmiş topluluklar ve kriz anları üzerine görsel anlatılar üretti. Yerel ölçekte ise Rize'nin geleneksel seslerini ve İstanbul'un tarihi surlarını belgelediği projelerini tamamladı. Çalışmalarını İstanbul'da sürdürmektedir.